1 2 3 4 5 6 7 8

III.BÖLÜM - Ebu haniFE’Nİn fikihtaki metodu

səhifə4/8
tarix31.05.2018
ölçüsü370.38 Kb.

III.BÖLÜM


EBU HANİFENİN FIKHI VE FIKIHTA TAKİP ETTİĞİ USÛL

A-EBU HANİFE’NİN FIKHI VE İSLAM HUKUKU’NA HİZMETİ

1-Asıl Maksada Geçiş:

Bu çalışmamızın asıl gayesi, Ebu Hanife’nin fıkhını incelemektir.Çünkü Ebu Hanife fıkhıyla şöhret bulmuştur. Onun mümeyyiz vasfı fakihlik sıfatıdır. Onunla tanınmış, onunla nâm almıştır.

Ebu Hanife’nin fıkıh bablarına göre tertiplenmiş fıkha dair bir eseri bilinmiyor. O, asrın ruhuna ve zamanın akışına uygun düşende budur. Zira kitap yazmak onun ömrünün son günlerine kadar şuyû bulmuş değildi. Bu iş onun vefatından sonra yayıldı.18

2- Talebelerinin Onun Sözlerini Toplaması:

Şunu biliyoruz ki; Onun talebeleri reylerini toplamışlar ve sözlerini de kaydetmişlerdir. Hatta bazen Ebu Hanife talebelerine bunları dikte ettirirdi.Ebu Hanife’nin reylerinin nakleden İmam Muhammed’in kitaplarının hepsi üstadından işittiği şeylerdir veya ikinci üstadı İmam Ebu Yusuf’tan aldığı nakillerdir. Ebu Hanife vefat ettiğinde İmam Muhammed on sekiz yaşında idi. Bu yaş onun kitaplarına doldurduğu o meselelerin hepsini Ebu Hanife’den duymasına imkan verecek bir yaş olamaz.19

Ebu Hanife şeriat ilmini ilk tedvin edendir. Ashab ve Tabiin şeriat ilmini bablara ayırmamışlar ve kitaplarda tertip etmemişlerdir. Onlardan sonra Ebu Hanife geldi ve ilmi yayılmış gördü. Sonra gelen kötü neslin onu zâyi etmesinden korktu. Nasıl ki, Hz. Peygamber buyuruyor: “Allah-u Teala insanların elinden çekip almak suretiyle ilmi ortadan kaldırmaz; ilim ulemanın ölümü sebebiyle ortadan kalkar. Cahiller reis olur, ilimleri olmadığı halde fetva verirler, hem saparlar, hem de saptırırlar.”20 Ebu Hanife işte bunun için fıkıh tedvin edip onu bablara ayırdı. Kitap halinde kısım kısım tertip etti. Önce kitâb-ı tahâretle başladı, sonra sırasıyla; Namaz, diğer ibadetler, muamelat ve son olarakta miras’la bitirdi.21

Ebu Hanifenin şûra fıkhı da önemli bir çalışmadır. Kendisinin kırk kadar özel talebesi vardı ve meseleleri toplu halde konuşur ve bir sonuca bağlardı.22

Mezhebini de talebeleriyle istişare yoluyla vaz’etmiştir. Onlarsız tek başına yapmış değildir. Meseleleri birer birer ortaya atar, onları her cihetten inceler, talebelerinin düşüncelerini dinler, kendi görüşlerini de söyler, onlarla münazara yapar, nihayetinde bir sonuca bağlar. Sonra Ebu Yusuf onu usûle göre tespit ederdi. Böylelikle usûlün cümlesi de tespit edilmiş oldu. 23

3-Ebu Hanifenin Fıkıh Tedvinindeki Öncülüğü:

İslam ilimlerinde fıkhın konularının düzenli olarak belirlenmesiyle bunların kitap, bab, fasıllara ayırarak yazılması İslam Hukukunda çok önemli bir dönüm noktasıdır. İmam Muhammed eş-Şeybânî’nin teklifiyle ortaya çıkan bu düzenli metinler (asl), vahyi hükümlerle dini-dünyevi hayatı ince ayrıntılarıyla içine alan beşyüzbin meseleyi hükme bağlamıştır. Bunlar yazılı küllî fıkıh kaideleri olarak İslam kültür ve hukukunun vazgeçilmez kaynakları olmuş, yüzyıllarca şerhleri yapılmıştır. Çağdaşlarının Ebu Hanifeyi aşırı Re’y taraftarlığıyla suçlamaları bile daha sonraları onun görüşlerinin başka kavramlar adı altında kabulünü engellememiştir. Ebu Hanifenin bir diğer özelliği de, kendisinden öncekilerin nakillerinin yarısını bütün meseleleri yeni baştan Edille-i şer’iyye kaynaklarından çıkarmasıdır. İslamın esaslarına uymayan Haber’i Vahidleri reddeder. Ashabın görüşünü birçok müsnedden tercih eder. Tâbiînin görüşünü almak yerine kendi Rey’ini koydu. Çünkü oda Tâbiindendi. 24

4-Ebu Hanifenin Fıkıh İlmindeki Yeri:

Ebu Hanife ilmi müzakerelerin yanısıra ticaretle de meşgul olması sebebiyle daima hayatın ve fıkhî problemlerin içinde bulunmuş, karşılaştığı meseleler veya kendisine yöneltilen sorularla ilgili olarak hayatı boyunca sayısız ictihad yapmıştır. Ancak bunları yazmadığı gibi ictihad metodunu açıklayan herhangi bir eser de bırakmamıştır. Bundan dolayı aleyhine bazı şeyler söylenmiş, çok kıyas yapmakla, kıyası nass’a tercih etmekle suçlanmıştır. Ebu Hanifenin; “Biz önce Allahın kitabında olanı alırız, onda bulamazsak Hz.Peygamberin sünnetine bakarız, onda da bir şey bulamazsak Ashabın ittifak ettiğini benimseriz. İhtilaf etmişlerse dilediğimizin görüşünü alırız. Başkalarının görüşlerini onlara tercih etmeyiz. Ancak Hasan-ı Basri, İbrahim en-Nehâî, ve Said b. Müseyyeb gibi tâbiin alimlerine gelince onların içtihatlarına bağlı kalmayız. Onlar gibi bizde içtihadda bulunuruz. Aralarında müşterek bir illet bulununca, bir hükmü diğerine kıyas ederiz.” Sözünden ictihad metodu anlaşılmaktadır. 25

Dönemindeki fakihlerin görüş ve fetvalarına gerektiğinde aykırı fetva vermesi ve çok içtihat etmesiyle meşhur olmuştur.

a-Önceki Fıkıhlara Bakarak Ebu Hanifenin Fıkhı:

Ebu Hanifenin taraftarları; “O yepyeni bir fıkıh düşünce tarzı getirdi”diyorlar. Esas; Kitap, sünnet ve sahabenin sahih kavillerine dayanır. Ebu Hanife’nin tabi olduğu o çığırı ilk açanın İbrahim en-Nehâi olduğunu söylüyorlar. Böyle düşünenlerden Şah Veliyyullah Dehlevi, “Huccetü’llâhi’l Bêliğa” adlı kitabında şöyle diyor: “Ebu Hanife-Allah ondan razı olsun- İbrahim Nehâi’nin ve akranlarının mezhebini benimsemiştir, onları aşmamıştır. Ancak bazı cihetler müstesnadır. İbrahim’in mezhebi üzere mesele çıkarmakta çok kuvvetli idi. Tahriç usüllerinde gayet ince görüşleri vardı. Mesele tahricin de gayet atılgandı. Eğer bu dediklerimizin hakikat olduğunu öğrenmek istersen: İmam Muhammed’in Âsar’ından, Abdurrazzak’ın Câmiinden, Ebî Şeybe’nin Musannaf’ından, İbrahim en-Nehâî ve akranlarının sözlerinin özetini al ve onları Ebu Hanife’nin mezhebiyle mukayese et, göreceksiniz ki birbirlerinden ayrıldıkları yerler gayet azdır. Bu az olan yerlerde yine Kûfe fukahâsının dediklerinden çıkmıyor.”26

Görülüyor ki bu sözler Ebu Hanife’nin yeni bir fıkıh anlayışı getirmediğini ortaya koyuyor. Yani İbrahim en-Nehâi ve onun akranlarının sözlerini naklettiği, onların içtihadı bulunmayan konularda yeni bir şey söylemediği bârizdir. Onların görüşlerinden çıktığında da yine Kûfe ulemasının sözlerini alıyor.

Şüphesiz ki bu hüküm, Ebu Hanife’nin fıkıhtaki mevkiini aşağı indirerek onu mukallit addediyor, başka bir müctehidin mezhebine tâbi olan bir mukallit hükmüne indiriyor. Eğer Ebu Hanife böyle olsaydı, fıkıh sahasında asıllara hâkim olan bu tesiri meydana getiremezdi. 27



Dostları ilə paylaş:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


iii-la-tercera-repblica--.html

iii-les-relations.html

iii-maruza---izbekiston.html

iii-medicinskij-fakultet-.html

iii-mihai-eminescu-i.html