1 ... 65 66 67 68 69 70 71 72 ... 84

III. BOLU’NUN NÜFUSU - 21. Yüzyılda Köroğlu ve Bolu Araştırmaları uluslararasi köROĞLU, bolu tarih ve küLTÜRÜ sempozyumu...

bet69/84
Sana14.07.2018
Hajmi6.02 Mb.

III. BOLU’NUN NÜFUSU

                   Daha önce belirtildiği üzere temettuat defterlerinde numara vermek suretiyle 

karye  ve  mahallelerdeki  haneler  kayıt  edilmiştir.  Bu  husus  ele  alınan  mahalle  veya 

karyenin nüfusu hakkında tahmini bir bilgi vermektedir. 

           Osmanlı nüfusu üzerine yapılan çalışmalarda bir hanenin ortalama beş kişiden 

19

meydana geldiğine dair bilgi genel bir kabul görmüştür.  Aşağıda tablo 1’de belirtildiği 

15

 

BOA ML. VRD TMT. D. Nr. 3088

, Aslahaddin Mahallesi.s.15

16

 

BOA. ML. VRD. TMT. d.Nr. 3207

, Karamanlı Mahallesi, s.47-51

17

 

BOA. ML. VRD. TMT. D. Nr. 3088

, Aslahaddin  Mahallesi.s.2

18

 

BOA. ML. VRD. TMT d. Nr.3083

, Debbağlar Mahallesi.s.3

Mehmet Süme

608


üzere beş rakamını karye veya mahallede yer alan hane sayısı ile çarptığımızda her bir 

karye ve mahallenin tahmini nüfusunu elde etmiş oluruz.  

IV. AİLE / ŞAHIS ADLARI VE LAKAPLARI

Bolu  temettuat  defterlerinde  öncelikle  hane  reislerinin  adı  yazılmıştır.  Bu 

yazım  sırasında  kişiler  çoğu  zaman  babalarının  adlarıyla  birlikte  anılmakta  ve 

20

Müslümanlar  için  ‘bin’  ve  ‘oğlu’  ibareleri  kullanılmaktadır.    Gayrimüslimler  söz 

21

konusu olduğunda ise ‘veled’ ve ‘oğlu’ ibareleri kullanılmıştır.  Burada oğlu anlamına 

gelen bin ve veled kelimeleri Müslümanlar ve gayrimüslimler arasında ayırt edici bir 

özellik olarak göze çarpmaktadır. 

Hane reisleri kimi zaman icra ettikleri meslekler ile anılmaktadır. Tomrukçu 

22

23

Ömer   ve  Kahveci  Mehmed   örneklerinde  olduğu  gibi.  Hane  reislerinin  aile 

lakaplarıyla anılmaları da oldukça sık göze çarpmaktadır. Bunlardan bazılarını tablo 

2’de belirtilmiştir.

19

 Ayrıntılı bilgi için bkz. Ömer Lütfi Barkan, “Tarihi Demografi Araştırmaları ve Osmanlı Tarihi” 

Türkiyat 

Mecmuası

, C.X İstanbul, 1951, s.1.

20

 BOA. ML. VRD. TMT. d. Nr. 3166, Karaçayır Mahallesi, s.36,37.

21

 BOA. ML. VRD. TMT. d. Nr. 3094, Ermeniyan-ı Cedit Mahallesi, s.4,5 vd.

22

 BOA. ML. VRD. TMT. d. Nr. 3097, Gölyüzü Mahallesi, s.34 vd.

Bolu Temettuat Defterleri (1844/1845) 

609


23

 BOA. ML. VRD. TMT. d. Nr. 3097, Gölyüzü Mahallesi, .s.36 vd

24 

BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3166, Karaçayır Mahallesi, s.13,16.

25

 BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3166, Karaçayır Mahallesi, s.104

26

 BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3088, Aslahaddin Mahallesi, s. 5.

27 

BOA. ML. VRD. TMT. d. nr.3088, Aslahaddin Mahallesi, s. 3.

28

 BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3088, Aslahaddin Mahallesi, s. 5.

29

 BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3102,  Semerkand Mahallesi, s.7.

30 

BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3207, Karamanlı Mahallesi, s.2.

31

 BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3208, , Ermeniyan-ı Atik Mahallesi. s.2.

Temettuat  defterlerinde  aile  lakaplarının  yer  alması  mahalle  ve  köylerdeki 

akrabalıkların tespitini de mümkün kılmaktadır. Bu konudaki örnek şöyledir. Karaçayır 

Mahallesinde 14 numaralı hanede Kasapoğlu damadı Ahmed Efendi ikamet ederken 

aynı mahallenin 20 numaralı hanesinde Kasapoğlu damadı Hacı Osman bin Mehmet 

24

ikamet  etmektedir.   Mahallelerde  bulunan  kiracıların  defterlerin  sonuna  ayrıca 

eklendiğini belirtmiştik bunlar mahalleye başka bir beldeden gelmişler ise geldikleri 

25

beldenin  ismi  ile  anılmaktadırlar.  Örneğin  Dörtdivanlı  İbrahim’  şeklinde.   Hane 

26

27

28

29

sahipleri  kimi  zaman  ise  ‘el-hac’   ‘hafız’     ‘derviş’   veya  ‘seyyit’   sıfatlarını 

kullanmaktadırlar.

Bütün  bunların  yanında  temettuat  defterleri  ait  olduğu  bölgede  kullanılan 

şahıs isimlerinin tespitini de mümkün kılmaktadır.

V. HANE REİSLERİNİN MESLEKLERİ

                     Temettuat defterlerinde hane reislerinin isimlerinin üst kısmına dikey olarak 

“attar  esnafından  idiğü”,  “mahkeme  baş  katibi  idiğü”  “erbab-ı  ziraatten  idiğü”  vb. 

şekillerde meslekleri yazılmıştır. Köylerde yaşayan hane reislerinin büyük bir bölümü 

erbab-ı ziraatten iken merkez mahallelerde oturan hane reislerinin birer meslek erbabı 

olduğu görülmektedir. Bunların yanında müderris, imam, müezzin, zabtiye vb. belirli 

bir  ücret  karşılığında  devlet  hizmetinde  görev  alanlar  bulunmaktadır.  Bu  meslek 

sahipleri  gelirleri  nispetinde  %3  oranında  temettuat  vergisine  tabidirler.  Bunların 

yanında vergiden muaf olan hane reisleri de vardır. Örneğin Karamanlı Mahallesinde 1 

numaralı hanede ikamet eden mektep hocası Mustafa Efendi aynı zamanda karşılıksız 

olarak  mahallede  imamlık  yaptığı  için  temettuat  vergisinden  muaf  tutulmuştur.  Bu 

30

durum defterde “hasbi imam olmağla temettuatı olmadığı” şeklinde açıkça yazılmıştır.  

Aynı şekilde Ermeniyan-ı Atik Mahallesinde ise 1 numaralı hanede ikamet eden Papaz 

31

Kirkor Veled-i Karabet vergiden muaf tutulmuştur.    Fakir olduğu için kendisinden 

hiçbir  vergi  tahsil  edilmeyen  şahısların  durumu  açıkça  belirtilmiştir.  Gölyüzü 

Mahallesinde 18 numaralı hanede oturan Ali Kaptanoğlu Mustafa hakkında, ‘’Fakir 

olmağla vergi tarh olunmadığı merkumun sakin olduğu hanesinden maada bir nesnesi 

olmayub  hizmetkarlığa  dahi  kudreti  olmayub  şunun  bunun  ianesiyle  geçinmekte 

olduğu.’’ ibaresi yazılmıştır.

Bolu  Merkez  mahallelerine  ait  temettuat  defterlerinde  tespit  ettiğimiz 

meslekler tablo 3’te gösterilmiştir.

Mehmet Süme

610


VI. TARIM

Hane  reislerinin  sahip  olduğu  topraklar  mezru/ekilebilen  ve  gayr-i 

mezru/ekilemeyen  topraklar  dönüm  olarak  defterlere  kayıt  edilmiştir.  Ekilebilen 

arazilerden  elde  edilen  yıllık  gelir  1844  tarihi  itibarıyla  yazılmış  1845  yılı  için  ise 

tahmini  bir  gelir  öngörülmüştür.  Buradan  elde  edilen  bilgilerle  1844/1845  tarihleri 

itibarıyla Bolu’da ekilen veya nadasa bırakılan arazilerin dönüm itibarıyla miktarlarını 

tespit  etmemiz  mümkündür.  Bolu  merkez  mahallelerinde  ikamet  eden  ve  tarlası 

bulunan hane reislerinin çok büyük bir bölümünün merkeze bağlı köylerde ikamet eden 

bir şahısla ortaklık kurduğu göze çarpmaktadır. 

Bu durum şehirde oturan ve tarlaya sahip olan şahısların tarımla ilgili işlerinin 

büyük  bir  bölümünü  ortaklık  yoluyla  köylülere  yaptırdığı  şeklinde  yorumlanabilir. 

Örneğin, Debbağlar mahallesinde 8 numaralı hanede oturan Mısırlızade Mehmed bin 

İbrahim etraf-ı şehir kuralarından Yozgad Karyesi ahalisinden İbrahim Ustanın oğlu 

Bolu Temettuat Defterleri (1844/1845) 

611


Mehmet ile ortaklık kurmuştur. Bu şekilde kurulan ortaklıkların oldukça yaygın olduğu 

görülmektedir. 

             Ekilebilen arazilerde hınta (buğday), şair (arpa) ve kapluca tarımı yapılıyordu. 

Elde edilen ürünlerden kile hesabıyla verilen aşar vergisi deftere kayıt edilmiş kuruş 

olarak  değerleri  yazılmıştır.  Aşar  vergisinin  1/10  oranında  alındığından  hareketle 

verilen miktarları on  ile çarparak vatandaşların hangi üründen ne oranda hasat elde 

ettiğini öğrenebiliriz. 

                     Temettuat defterlerinde mezru ve gayr-i mezru arazi dışında hane reislerinin 

sahip olduğu bağ, bahçe, dükkan, değirmen, tahta hızarı atölyeleri ve bunlardan elde 

32 


33 

edilen yıllık gelirler kayıt edilmiştir.  Bahçeler evlek hesabıyla yazılmıştır. 

VII. HAYVANCILIK

Temettuat  defterleri  ahalinin  sahip  olduğu  bütün  gelirleri  tespit  etmek 

amacıyla  yapıldığı  için  hane  reislerinin  sahip  olduğu  hayvanlar  ve  bunlardan  elde 

edilen yıllık gelirlere de yer vermektedirler. Eğer hayvan buzağı veya düve ise onlardan 

ileriye  dönük  hangi  yıllarda  ürün  alınacağı  tahmini  olarak  yazılmıştır.  Bu  yazım 

sırasında  hayvanların  sahip  olduğu  sağmal,  erkek,  dişi,  kısır  vb.  özellikleri  de 

belirtilmiştir. Defterlere kayıt edilen hayvanlardan bazıları tablo 4’te gösterilmiştir. 

32

 BOA. ML. VRD. TMT. d. Nr. 3083, Debbağlar Mahallesi, s.8.

33 

Evlek: Dönümün dörtte bir oranında olan alan ölçüsüne verilen isimdir. Türkçe Sözlük TDK. Yayınları, 

Ankara, 1988. s.479.

Mehmet Süme

612


SONUÇ

Metin  içinde  verdiğimiz  örnekler  de  göstermektedir  ki,  Bolu  Temettuat 

defterleri ele alındığında Bolu’nun idari-iktisadi ve sosyal yapısına ilişkin çok çeşitli ve 

sağlıklı  bilgiler  elde  edilecektir.  Bu  bilgilerin  bir  an  önce  belirlenmesi  için  Bolu 

temettuat  defterleri  üzerine  yapılacak  olan  akademik  çalışmalara  ihtiyaç 

duyulmaktadır. Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla bu defterleri konu edinen 4 adet 

yüksek  lisans  tezi  bulunmaktadır.  Bunlardan  biri  Bolu  merkezi  diğerleri  Gerede  ve 

Mudurnu’yu konu edinmektedirler. Bolu eyaletine ait 1862 adet temettuat defterinden 

yaklaşık 150 kadarının Bolu merkez, nahiye ve köylerine ait olduğunu düşünürsek bu 

sayının ne kadar yetersiz olduğu ortadadır. 

Peki  bu  konuda  neler  yapılabilir.  Özellikle  Bolu  merkezine  ait  temettuat 

defterlerinin transkripsiyonu yapılmalıdır. Bu konuda pek çok örnek bulunmaktadır. 

Karaman,  Yozgat,  Kocaeli  ve  Sakarya  gibi  illerin  temettuat  kayıtlarının  büyük  bir 

bölümü günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Bolu için de benzer çalışmalar yapıldığında 

tarihçilerin  yanında,  edebiyatçılar,  iktisatçılar  ve  sosyologlar  da  Bolu  temettuat 

defterlerinden yararlanabileceklerdir. 

Tarih bölümü tarafından yürütülen yüksek lisans çalışmalarında öğrencilere 

Bolu temettuat defterlerine ilişkin tezler verilebilir. Hatta bu husus lisans öğrencilerinin 

bitirme tezleri için de geçerli olabilir. Çünkü merkeze bağlı köylerin bir çoğu 15-20 

hane  civarındadır.  Lisans  öğrencileri  bitirme  tezi  olarak  bu  köylere  ait  defterlerin 

transkripsiyonunu rahatlıkla gerçekleştirebilirler. 

Bu  uygulamalara  yer  verildiğinde  zaman  içinde  Bolu  merkez,  kaza  ve 

köylerine ait olan temettuat defterleri günümüz Türkçesine aktarılacak Bolu tarihi ve 

kültürüne ilişkin yeni ve orijinal bilgiler ortaya konacaktır.        

Bolu Temettuat Defterleri (1844/1845) 

613


Kaynakça

BARKAN, Ömer Lütfi (1951): ‘Tarihi Demografi Araştırmaları ve Osmanlı 

Tarihi’ 

Türkiyat Mecmuası, 

C.X.

 

BOA ML. VRD. TMT. d. Nr. 3105

, Cami-i Kebir Mahallesi.

BOA ML. VRD. TMT. d. Nr.3083

, Debbağlar Mahallesi.

BOA, ML. VRD. TMT. d. Nr.3166

, Karaçayır Mahallesi.

BOA. ML. VRD. TMT d. 3088

, Aslahaddin Mahallesi.

BOA. ML. VRD. TMT. d. Nr. 3097

, Gölyüzü Mahallesi.

BOA. ML. VRD. TMT. d. nr. 3102

,  Semerkand Mahallesi.

BOA.ML.VRD.TMT d.Nr.3207

, Karamanlı Mahallesi. 

BOA. ML. VRD. TMT.d. Nr.3208

,   Ermeniyan-ı Atik Mahallesi

BOA. ML. VRD. TMT.d. Nr.3094

,   Ermeniyan-ı Cedit Mahallesi.

DEVELLİOĞLU,  Ferit  (1984):  

Osmanlıca-Türkçe  Ansiklopedik  Lügat

Ankara.

DOĞAN, Mustafa (2005):

 Gerede Kazası 1261(1845) Tarih ve 3616, 3634, 

3635,  3638,  3645  Numaralı  Temettuat  Defterleri  Transkripsiyonu

,  Afyon: 

Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.

EKİNCİKLİ,  Mehmet  (1995):  

Temettuat  Defterlerine  Göre  1261(1844) 

Mudurnu Kazasının Sosyo-Ekonomik Yapısı

, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal 

Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.

GÖKMEN,  Ertan  (2008):  “Saruhan  Sancağında  Temettuat  Tahriri,”  

Bilig,

 

S.45, Bahar 2008.

KARAKAŞ, Mehmet (1995): 

Maliye Nezareti Temettuat DefterlerineGöre 

1844  Yılında  Bolu  Kazasının  Sosyal  ve  Ekonomik  Durumu

,  İstanbul:  İstanbul 

Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.

  KAŞMER,  Ramazan  (1994):  

19. Yüzyılda  Gerede  Kazası’nın  Sosyal  ve 

Ekonomik  Yapısı

,  İstanbul:  Marmara  Üniversitesi  Sosyal  Bilimler  Enstitüsü 

Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.

KÜTÜKOĞLU,  Mübahat  S.  (1995):  ‘’Osmanlı  Sosyal  ve  İktisadi 

Kaynaklarından Temettü Defterleri,’’

Belleten

, LIX, S.225, Ankara, s.398.

ÖZTÜRK,  Said  (2003):  ‘Türkiye’de  Temettuat  Çalışmaları’,  

Türkiye 

Araştırmaları Literatür Dergisi, 

 C.I, S.1, İstanbul.

PAKALIN, M. Zeki (1983): 

Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü

C.III. İstanbul.

SAYIN,  Abdurrahman  Vefik  (1999):  

Tekalif  Kavaidi  (Osmanlı  Vergi 

Sistemi)

, Ankara: Maliye Bakanlığı, APK. Kurulu Başkanlığı Yayınları. 

SERİN, Mustafa (1998): “Osmanlı Arşivinde Bulunan Temettuat Defterleri”, 

I. Milli Arşiv Şurası

, 20-21 Nisan 1998, Ankara: T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri 

Genel Müdürlüğü Yayını.

Türkçe Sözlük 

(1988): Ankara: TDK,Yayınları.

Mehmet Süme

614


Ek1:  Başlangıç Sayfası Örneği, BOA, ML. VRD. TMT. d. Nr. 3166, 

Karaçayır Mahallesi.

Bolu Temettuat Defterleri (1844/1845) 

615


EK 2: Bende ve Mühür Örneği, BOA ML. VRD. TMT. d. Nr. 3083, 

Debbağlar Mahallesi.

Mehmet Süme

616


EK 3: Mühür Onaylı Son Sayfa Örneği, BOA.ML.VRD.TMT d.Nr. 3207, 

Karamanlı Mahallesi. 

Bolu Temettuat Defterleri (1844/1845) 

617


618

Özet

Ali Kemali’nin arşivinde olan, her biri bir saatlik 7 bantda «Köroğlu» destanı 

söylenilip. Uzun yıllar araştırdıktan sonra destanı söyleyenin Âşık Aliekber olduğunu 

öğrene bildik. 2004 yılın Aralığında hazırda Kerec yakınlığındaki Seidabad köyünde 

yaşayan âşıkla görüştük.  Âşık bantı 1986-1988 yıllarda yazdırdığını bildirdi. O, banta 

konuştuğu  Köroğlu  Destanını  Savenin  Sengek  Marağeyli  Âşık  Abülkasımdan 

öğrendiğini bildirdi. 

Âşık  Aliekberin  bant’a  yazdırdığı  Köroğlu  Destanı’nın  meclislerini 

(boylarını)  böyle  tanıtıyor:  «Bu  Köroğlunun  Çemlibele  gelmegidi  ve Arap  Reyhanı 

görmegidir»,  “Bu  da  Köroğlunun  degirmanda Gıratı  Hamzaya  vermegi  ve  onu  geri 

almagıdır”, “Bu Köroğlu’nun Nigar seferiydi ki, destanı Nigrı getdi getire”, “Bu da 

Köroğlu’nun Ayvaz destanıydı ki, getdi Ayvazı getirdi”, “Bu Köroğlu’nun Demirçioğlu 

seferiydi ki arz eledim”,  “Bu da Ayvaz’ın durna seferinin destanıydı ki, payama çatı”, 

“Bu da Ayvaz’ın Türkmen’e getmegidi ve ata, anasını toyuna davet etmeğidi”, “Bu 

destan da Köroğlu’nun Bolu Serdarı aktarmağıdı”

Meclislerin  (boylarını)  adlandırılması  “Kitabi-Dede  Korkut”un  boylarının 

adını, M.Füzuli’nin “Leyli ve Mecnun” uzun şiirinin bölümlerinin başlıklarını vb. orta 

yüzyıl kaynaklarını hatırlatır.

Yıllarların  alan  çalışmalarından  ve  Âşık  Aliekberin  konuşmalarından  şu 

kanaate gelmişiz ki, âşıklar destanın özülünü yâdda saklayıp, ikinci dereceli hadiseleri 

ise toplantıda (meclisde) olan kişilere, onların toplumdaki durumuna ve zamana yuğun 

olarak ya konuşuyor, ya da ihtisar ediyor. 

Anahtar  Kelimeler:  

Köroğlu  Destanı,  Ali  Kemali,  Âşık  Alekber,  Save 

bölgesi.


Köroğlu Destanında Âşık Serbestliği

Ali Şamil*

*Araştırmacı, AMEA Folklor Enstitüsü, Bakü, Azerbaycan 

619


Ashuq Improvisations in the Epos of  “Koroghlu”

Abstract

Koroghlu epos is narrated in 7 tapes each of which lasting for an hour. The 

tapes are kept in Ali Kamali’s archive. The researches involving many years’ of hard 

work  displayed  that  the  narrator  was  Ashug  Aliekber.  We  met  with  the  ashug  in 

December in 2004 in the village Seidabad near to Kerej, the village where he resides. 

Ashug told us that he had taped Koroghlu epos between 1986-1988. He told that he had 

learned  Koroghlu  epos  which  he  recorded  in  the  tape  from Ashug Abulkasim  who 

comes from the village Sengek Maragey in the region Save.

Ashug Aliekber presented the parts of Koroghlu epos recorded by himself this 

way: “This is Koroglu’s visit to Chenlibel and his seeing Arap Reyhan”, “This is where 

Koroghlu gives Kirat to Hamza in the mill and takes him back”, “This is Koroghlu’s 

visit to Nigar where he sets forth to bring Nigar”, “This is Koroghlu’s Ayvaz epos, 

where he goes to bring Ayvaz”, “This is Koroghlu’s visit to Demirchioghlu-the visit I 

narrated about”, “This is Ayvaz’s epos where he sets forth to hunt crane. This epos was 

narrated by ashug till the end”, “This is Ayvaz’s visit to Turkmen in order to invite his 

parents to his wedding”, “This is Koroghlu’s search after Bolu Serdar”.

The  naming  of  the  parts  reminds  of  the  names  of  parts  in  “Kitabi-Dede 

Korkut” or the titles of the pieces in the long poem “Leyli Mejnun” by M. Fuzuli and 

other resources dating back to Middle Ages.

After the researches conducted for years and the discussions held with Ashug 

Aliekber we came to this conclusion that the ashugs narrate the epos by keeping the 

essence of its plot. However, in the meetings or gatherings they converse or summarize 

its  parts  of  secondary  importance  by  conforming  them  with  the  time  and  people’s 

situation in the society. 

Key Words: 

Koroghlu Epos, Ali Kemali, Ashug Aliekber, region Save.

Ali Şamil

620


Giriş

Köroğlu Destanı ile ilgili araştırmalar ve alan çalışmaları yeterince görünse de 

Destanın aşığın şölen-toplantılarda konuştuğu ve okuduğu varyanta az rastlaşırız. Şu da 

birçok konuları aydınlatmanıza zorluk yaradır. Çocukluğumda âşıklar fazla olan Göyçe 

mahalında  (şimdiki  Ermenistan  Cumhuriyeti)  yaşadığımdan  ve  sonralar  alan 

çalışmalarında  da  âşık  destan  halk  hikâyesi  söylerken  farkı  yorumlar  verdiğini 

hatırlıyorum.  Halı  edebiyatımızın  araştırıcısı,  Prof.  Dr.  Ömeroğlu  İsmayıl  aşık 

yaratıcılığını inceleyerek yazır: “Aşığın sinesi kitaplara sığmayan zengin bir hazinedir. 

Kitaba,  yazıya  alınanlar  onun  az  bir  kısmıdır. Aşık  sanatı  çok  taraflı  ve  çok  yönlü 

olduğundan  yazıda,  görüntüde  onun  az  kısmını  canlandırmak  olur.  Milletin  tarihen 

formalaşan  medeniyetinin  taşıyıcısı  ve  yaşatıcısı  gibi  âşık  sanatının  ölçüye  gelmez 

zenginliyi var.” (Ömeroğlu, 2009: 4) 

Âşıkları dinleyen kişiler de aynı destanı ve halk hikâyesini defalarla dinleseler 

de büyük ilgi gösteriyordular. Şunlar toplantıya-şölene katılanları yormuyordu. Çünkü 

birinci aynı destanı farklı âşıklar konuştuğundan onların her birisi de kendi üslubu ile 

dinleyenleri ilgilendire biliyorlardı. İkincisi âşık aynı destanı, halk hikâyesini tekrar 

konuşanda şölendeki kişilerin yaşına, toplumdaki durumuna uykun çalarla veriyor. Şu 

farklılıkla en çok destanın musikisinde, destanın ana hattında-süjeden dışta görünen 

karavellilerde(fıkralarda) daha fazla görünüyordu. Destanlarımız, halk hikâyelerimiz 

kuruluş bakımından Avrupa romanlarını andırıyordu. Avrupa romanları yazıldığı gibi 

basılıyor  ve  öyle  de  kalıyordu.  Destan  ve  halk  hikâyelerimizi  yaşatan  âşıklarsa 

günümüzün yönetmeleri gibi ona zamanın ruhuna, toplantıya katılan kişilerin, yaşına, 

cinsine ve b. uykun yozum veriyorlardı. Şu konunun araştırılması destanlarımız ve halk 

hikâyelerimizdeki bazı farklılıklara aydınlık getiriyor.

Ali Kemali’nin arşivinde Köroğlu Destanı’nın Varyantları

1991-1996 yıllarda Tahranda yaşayan ve avukatlık yapan Ali Kemali ile birkaç 

defa görüştük ve bilimsel konularda tartışmalarımız da oldu. Save Türklerinden olan Ali 

Kemali  gençliğinde  şiirler  yazın  dergilerde  yayınlatsa,  onu  kitap  gibi  bastırsa  da 

sonralar  alan  çalışmalarına  daha  fazla  önem  verir,  İran Türklerinin  halk  edebiyatını 

toplatır, onu basın için hazırlatırdı. (Şamil, 1997: 16-19).

Halk  edebiyatına  benim  de  ilgim  olduğunu  bildikte  arşivindeki 

malzemelerden bir kısmını bana vererek araştırmalar aparmağımıza yardımcı olmuştu. 

Onun  bana  verdiği  malzemeler  arasında  en  önemli  yeri  Köroğlu  Destanı  ile  ilgili 

olanlardı. Ali Kemali’nin ölümünden sonra ona saygı olarak Köroğlu Destanı’nı basın 

için hazırlamaya çalıştım. Şu zaman bir sıra zorluklarla karşılaştım.

Ali Kemali’nin arşivinden bana verdiği şunlar idi:

1.   Her biri bir saatlik 7 bant. Şu bantlarda adı ve soyadı bilinmeyen bir kişi 

Köroğlu  Destanını  konuşmuştu.  4  bölümün  her  biri  bir  banta  yerleştirilip.  Bantlar 

kopyalanırken  önde  ve  sonda  ses  kırıklığı  yaranıp.  Ses  kesilmesine  bantın  bazı 

yerlerinde de rastlanılıyor

2.  Kara  mürekkeple,  selgeli  hatla  A-4  formatlı  kâğıtta  yazılmış,  üzerinde 

işlenmiş bir metin. Metinin önünde iki sahifesi elyazmanın pasaportu rolünü oynayıp ve 

informasiyon bakımından zengindir. Birinci sahifenin başında "tarih 12/4/1353"(miladi 

3 Temmuz 1974) yazılıp. Ardınca 14 mısralık bedii tasvir gelir. Elyazma böyle başlanır: 

Yazacağam men bu hekayeti bu gün kardaşuma,

Köroğlu Destanında Âşık Serbestliği

621


İki ildür ki, salub dörd defe minnet başuma.

Ehd edüb üç gecede vehtimi dutdum özüm,

Yazmuşam, var bu kitab içre ne hengame sözüm.

Yeddi on dört mısralık şu parçadan sonra kâtip destanı kaleme alma sebebi 

hakkında  düz  yazı  ile  yazır:  «Ay  destanum  okuyan  ve  talib  olan  din  kardaşlarum! 

«Köroğlu» destanı 12 meclisdür. Her meclisi bir destan, eşidmeli hekayetler var. 11 

destanunı ……yazmuşam. …. on ikiminci cildi ta kunun yazılmamuşdı. Bu tarihden onı 

yazaram».  Buradan  aydın  olur  ki,  «dustu-ezizem  ağeyi  Gulamhesen,  ferzende 

Mehemmedhesen, sakene   Musahanı Bulağı» deye tanıtılan kişinin ricası ile yazılmış 

bu  bölümü  katibe  göre  «bu  hekayet  ta  kunun  heç  âşık  bilmeyüb».  Katib  üç  geceye 

yazdığı destana kendi şiirlerini de ilave ettiğini yazıp. 

Bu  notlarla  yanı  sıra  katip  kendi  şiirinde  «Taniyullar  meni,  alemde  cehan 

encümeni»  düz  yazı  ile  ise  İslam  Afşar  Haleci  kimi  takdim  edip.  Sonda  "tarih 

29/8/1354" (miladi 20 Kasım 1975 yıl) notu var. 

Elyazmadaki şiirlerden ikisinde Afşar’ın adı aşağıdaki gibi tanıtılıyor: 

Sözlerümi Afşar çeker eşare,

Okuyanlar şerü-kezel diyeller. 

Eşarı yazulur Afşar zemanı,

Oku sen hettü–inşanı, Köroğlu.

Afşar bu destanı hiç âşık bilmediğini yazsa da, hemin bölümden aldığımız 

aşağıdaki mısralarda Abbas’ın adı çekilir. 

Köroğlu yetişüb bu saet cana,

Vurun, çapun delilerim, her yana,

Desün Abbas bu sözleri yazana, 

Ondan birce heber alun, getürün.

Menem hakikat aşığı, 

Meclislerün yaraşığı,

Abbasun kalbi, işığı,

Dua okur seher sene.

“Köroğlunun Türkmen seferi” bölümünün katibi yazır: “Karar budur, destan 

evvelden (önden) ta ahıracek (sonadek) yazulsun. Çün Âşık Cunun Çamlıbelden kehr 

edüb getmişdi ve Türkmen vilayetine ve onun dastanun yazmuşam. Âşık Abbas nevare 

(bant)salub» Bu da esas veriryor  ki,  Afşarın Âşık Abbasın ya kendinden, ya da banta 

yazdırdıklarından yararlanarak bu bölümü yazıya alıp. Çok taassuf ki, «alemde cehan 

encümeni» olan İslam Afşar Haleci’ni ne biz bula bildik, ne de Ali Kemali ile birge 

çalışanlar.

“Köroğlunun Türkmen seferi” bölümünün önünde de katip notu var. Maalesef 

katip burada kimden topladığını, harada, ne vakt yazıya aldığını, kendi adını, soyadını 

yazmayıp. “Köroğlunun Türkmen seferi ki, on birminci dastandur, dübare yazaram” 

notundan  ikinci defe yazıldığı  biliniyor. Nota göre böyle ihtimal etmek olar ki, önceki 

10 bölüm yazılıpmış. Bu bölüm   Afşarın yazıya aldığı metnle dil-üslub bakımından 

yakın olsa da, konuca bir-birinden farklenir. 

“Dastani Köroğlu ve Nigar hanım” elyazması “Eşidenleri ve ağayı Kemali’nin 

sağluğuna” notuyla bitir. Ne tarih var, ne de katibin adı ve soyadı. Şu notdan anlaşılıyor 

ki, Ali Kemali’nin ricası ile yazılıp.



Do'stlaringiz bilan baham:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


iiimrhl1987-1993-cillr--.html

iiinternational-101.html

iiinternational-106.html

iiinternational-110.html

iiinternational-115.html